Fetih Suresi Tefsiri
20 Temmuz 2024

Fetih Suresi Tefsiri


İndirilişi ve Önemi

Fetih Suresi, İslam tarihinde önemli bir yere sahiptir. Ahmed, Buhâri, Tirmizi, Nesai, İbnü Mace ve İbnü Merdüye'nin rivayetlerine göre, Hz. Ömer (R.A.)'ın Peygamberimizle (s.a.v.) olan bir seferde bu surenin indirildiği bildirilmiştir. Hz. Ömer, sefer sırasında Peygamberimize üç kez bir şey sormuş ancak cevap alamamıştı. Kendisini bu durumdan dolayı huzursuz hissetmiş ve ardından bir ses duyduğunda, “Bu gece bana bir sure indirildi ki, bana dünya ve içindekilerden daha sevgili: 'Doğrusu biz sana apaçık bir fetih ihsan ettik. Böylece Allah, senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlar.' (Fetih, 48/1-2)” buyurmuştur.

Fetih Suresi, Hudeybiye'den dönüşte indirilmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Hudeybiye Antlaşması'ndan sonra bu sureyi Kûraülğamim yakınlarında insanlara okumuştur. Bu, Mekke ile Medine arasında indirilen bir sure olup, hicretten sonra indirildiği için Medeni sureler arasında yer alır.

Suredeki Ayetler ve Kelimeler

Sure, yirmi dokuz ayetten oluşur. Kelimeleri beş yüz altmış ve harfleri iki bin dört yüz otuzdur. Bu suredeki faslâ, hep (ن) harfi ile sona erer.

İki Sure Arasındaki Bağlantı

İki sure arasındaki ilişki baştan sona apaçıktır: Biri önce sunulan, diğeri sonra gelendir. Yardım ve zafer anlamına gelen fetih, gönlü iyileştirme ile savaşa gereken hazırlıktır. Tövbe ve istiğfar ile emredilmiş, burada mağfiretin olacağı haber verilmiştir. Değiştirme ihtarıyla son verilmiş, zaferler müjdesiyle başlanmıştır.

İbnü Sa'd'ın rivayet ettiği Mücmi' b. Cariye hadisinde geçmiştir ki, Cebrail (A.S.), bu sure ile indiği zaman, "Tebrik ederiz seni ey Allah'ın Resulü!" demiş; Cibril tebrik edince Müslümanlar da tebrik etmişlerdir. Bu surede İslam'ın bütün dinlere galip geleceği de vaad edilmiştir.

Meâl-i Şerifi

1- Doğrusu biz sana apaçık bir fetih ihsan ettik.

2- Böylece Allah senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlar. Sana olan nimetini tamamlar ve seni doğru yola iletir.

3- ve sana Allah, şanlı bir zaferle yardım eder.

4- İmanlarına iman katsınlar diye müminlerin kalplerine güven indiren O'dur. Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah bilendir, her şeyi hikmetle yapandır.

5- Mümin erkeklerle mümin kadınları, içinde ebedi kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyması, onların günahlarını örtmesi içindir. İşte bu, Allah katında büyük bir kurtuluştur.

6- ve o Allah hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve münafık kadınlara, Allah'a ortak koşan erkeklere ve ortak koşan kadınlara azap etmesi içindir. Kötülük onların başlarına gelmiştir. Allah onlara gazap etmiş, lanetlemiş ve cehennemi kendilerine hazırlamıştır. Orası ne kötü bir yerdir!

7- Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

8- Şüphesiz biz seni, şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.

9- Ki, Allah'a ve Resulüne iman edesiniz ve bunu takviye edip, O'na saygı göstersiniz ve sabah akşam O'nu tesbih edesiniz.

10- Herhalde sana bey'at edenler ancak Allah'a bey'at etmektedirler. Allah'ın eli onların ellerinin üzerindedir. Kim ahdi bozarsa ancak kendi aleyhine bozmuş olur. Kim de Allah'a verdiği ahde vefa gösterirse Allah ona büyük bir mükâfat verecektir.

Hudeybiye Antlaşması ve Fetih

Doğrusu biz sana apaçık bir fetih ihsan ettik. Geleceği açan; ileride meydana gelecek birçok fetihlerin başlangıcı olan bir fetih. Bazı müfessirler bunu, Mekke'nin fethini vaad diye almışlarsa da çoğu müfessirler bunun Hudeybiye antlaşmasını haber verdiğini söylemişler. İbnü Abbas, Enes, Şa'bi ve Zühri'den de böyle haber vermişlerdir. İbnü Atiyye buna "Bu doğrudur." demiştir. Bilinmektedir ki, fetih aslında açmak yani kapalılığı gidermektir.

Hudeybiye antlaşmasının bir fetih olması sahâbeden bazılarına bile gizli kalmıştır. Cenâb-ı Allah, bunun açık bir fetih olduğunu açıklamıştır. Önce bir fetih olması gerçi peygamber bunda bir savaş için değil, bir umre niyetiyle hareket etmiş ve kurbanlıklar göndermişti fakat müşrikler çarpışmayı kurmuşlardı, şiddetli bir savaş olmamış, fakat iki taraftan ok ve mancınık atılmıştır. Müslümanlar müşrikleri mağlup edip diyarlarına sokulmuşlardı ve barış yapmaya müşrikler istekli olmuşlardı.

Bu barış ile ilk önce Müslümanlığın dünyada bir devlet olarak varlığı düşmanlar tarafından dahi tasdik edilerek bir anlaşmaya bağlanmış bulunuyordu. Bu, İslam fetihlerinin başlangıcı olmuş ve daha sonra meydana çıkacak devam edecek fetihler zincirinin başı ve açıcısı olmuştur. Bu surede İslam'ın bütün dinlere galip geleceği de vaad edilmiştir.

İman ve İstikamet

Allah Teâlâ bu fethin "mübin" olmasının hikmetini şu dört yönü birleştirerek açıklıyor:
  • Mağfiret
  • Nimetin tamamlanması
  • Doğru yola ulaştırma
  • Benzersiz bir yardım

Allah, senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlar. Kadı Beydâvî der ki: "Fetih kâfirlere karşı cihad ile şirkin def edilmesine ve dinin yüceltilmesine ve noksan şahısların yavaş yavaş kendi arzu ve istekleriyle olgunlaşabilmeleri için şiddetle yönlendirilmesine ve zavallı kimseleri zalimlerin elinden kurtarmaya çalışmanın bir neticesi olduğu için mağfiret fethe sebep kılınmıştır."

Bu surede peygambere bütün günahlardan mağfiretle temizlenme ve aklanma tebliğ edilmiştir. Bu, peygamberlik vazifesinin yerine getirilmesinde önceki meşakkat ve zorlukların ağırlığının kalmayacağına da delil getirilebilir. Bu surede peygambere, peygamberlikteki başarısına bir de mülk eklenilmek gibi dini ve dünyevi nimetler ihsan edilir.

Ve Allah seni şanlı bir zaferle yani benzeri bulunmaz bir yardımla muzaffer kılar. Bu da "Bütün dinlerden üstün kılmak için" ifadesiyle açıklanacaktır.

Sekinet ve İmanın Artırılması

Allah o yüce zattır ki müminlerin kalplerine o sekineti indirdi. Sekinet, sükûn ve güven, rahat ve ağırbaşlılık anlamına gelir. Sekinetin inmesi, yaratılması ve meydana gelmesi demektir. Rağib der ki: "Allah Teâlâ'nın kuluna nimetini indirmesi ihsanı demektir ki ya o şeyin kendisini indirmekle olur, Kur'an'ın indirilmesi gibi yahut da sebeplerini indirip ona yol göstermekle olur."

Hz. Ali'den rivayette de denilmiştir ki "Sekinet müminin kalbine sakin olup onu güvenli kılan melektir." Sekinet hakkında Fütuhat-ı Mekkiye'nin şu düşüncesi hoştur: Sekinetin başlangıcı, emri bir yönüyle kapsama yoluyla düşünmektir. Böyle olmayınca sekinet tam olmaz. İbrahim (A.S.) "Ey Rabbim! Ölüyü nasıl dirilttiğini bana göster, (Demişti). Rabbi ona "Yoksa inanmadın mı?" deyince, "Hayır! inandım, Lâkin kalbimin mutmain olması için görmek istedim, dedi." itminânı yani kat'i güvenmeyi sekine'ye başlangıç yaptı.

İmanlarının artırılması için sekineti indiren O'dur. Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Sekinetin kaynağı olan geniş görgü ile bütün eşyayı Allah Teâlâ'ya teslim etmeye işarettir. Yani gökleri ve yeri tutan yukarıda ve aşağıda var olan bütün kuvvetler O'nundur. Dilediğine dilediği gibi yardım eder ve işte müminlerin kalbine indirdiği sekinet de O'nun ordularındandır. O'nunla cahiliyyenin verdiği öfkeler defedilerek imanlar artırılır, o sayede haller, iyilikler muvaffakiyetlerle öyle büyük fetihler kazanılır ve Allah bilendir, her şeyi hikmetle yapandır.

Meâl-i Şerifi

11- Yakında a'râbilerden geri kalmış olanlar sana diyecekler ki, "Mallarımız ve ailelerimiz bizi alıkoydu. Allah'tan bizim bağışlanmamızı dile." Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: Allah size bir zarar gelmesini dilerse veya bir fayda elde etmenizi isterse O'na karşı kimin bir şeye gücü yetebilir? Hayır! Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

12- Aslında siz Peygamber ve müminlerin, ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu sizin gönüllerinize güzel göründü de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak etmiş bir topluluk oldunuz.

13- Kim Allah'a ve Resulüne iman etmezse şüphesiz biz, kâfirler için çılgın bir ateş hazırlamışızdır.

14- Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. O, dilediğini bağışlar dilediğini azaplandırır. Allah çok bağışlayan çok merhamet edendir.

15- Siz ganimetleri almak için gittiğinizde geri kalanlar: "Bırakın biz de arkanıza düşelim." diyeceklerdir. Onlar, Allah'ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: Siz bizimle gelemeyeceksiniz. Allah daha önce böyle buyurmuştur. Onlar size: "Bizi kıskanıyorsunuz." diyeceklerdir. Bilakis onlar, pek az anlayan kimselerdir.

16- A'rabilerin geri bırakılmış olanlarına de ki: Siz yakında çok kuvvetli bir kavme karşı savaşmaya çağırılacaksınız. Onlarla savaşırsınız veya Müslüman olurlar. Eğer itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükâfat verir. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönecek olursanız sizi acıklı bir azaba uğratır.

17- Köre vebal yoktur, topala da vebal yoktur, hastaya da vebal yoktur. Bununla beraber kim Allah'a ve peygamberine itaat ederse, Allah onu, altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de geri kalırsa, onu acı bir azaba uğratır.

11-14- "Yakında a'rabilerden geri kalmış, olanlar sana diyecekler." A'rab: Bedevi'ler. Tövbe Suresi'ndeki "A'rabiler küfür ve nifak bakımından daha şiddetlidir." (Tevbe, 9/97 ayetinin tefsirine bkz.) Rasulullah (S.A.V) Hudeybiye senesi Umre için Mekke'ye gitmek istediği sırada Kureyş'in bir hücumu veya mâni olması ihtimaline karşı Cüheyne, Müzeyne, Gıfar, Eşca, Dülil, Eslem kabilelerinin dahi seferber olarak beraber hareket etmesini istemiş ve maksadı harp olmadığını anlatmak için yanında kurbanlık hayvanlar da götürmüştü. Bu adı geçen bedevi kabileler karşısında Kureyş, Sakif ve Kinâne ve Mekke'ye komşu Ehâbiş denilen kabileler gibi büyük bir düşman görerek gitmekten çekindiler, henüz iman kalplerinde yerleşmemiş olduğu için Resulullah ile gitmeyip kaldılar, Muhammed ve Ashabı bu seferden geri dönmez dediler. İşte burada Cenâb-ı Allah bunların bu sözlerini ve edecekleri itirazı Resulüne, henüz kendilerine ulaşmasından önce bildirmiş ve öyle de olmuştur.

Sizden Gelen Sorular / Yorumlar

İlk soruyu siz sormak istermisiniz?

Soru Sor / Yorum Yap

şifre

Çok Okunanlar

Fetih Suresi

Fetih Suresi

Haber Bülteni

Popüler İçerik

Fetih Suresi Ahmet El Acemi

Fetih Suresi Ahmet El Acemi

Arapça Fetih Suresi

Arapça Fetih Suresi

Fetih Suresinin İnişi

Fetih Suresinin İnişi

Fetih Suresi Tefsiri

Fetih Suresi Tefsiri

Fetih Suresi Oku

Fetih Suresi Oku